Büyük Torbalı
Bahçeşehir Bursluluk Sınavı
Büyük Torbalı

“TUTSAK GÜNEŞ   (BİR KİTAP)                  

  “Düşünce saksıda büyüyen bitki gibidir, kökleri hiçbir zaman saksının elverdiğinden fazla gelişmez.” YAZARI: AYŞE KULİN TÜR: Distopik roman ya tarzında yazılmış bir roman Distopik Roman: Kontrol ve baskı altında tutulan bir toplumu ütopya kisvesi altında anlatan romanlar antiütopik romanlardır. Bu toplumların yaşantısı otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer başka baskıcı sistem […]

25 Nisan 2016 - 8:29 'de eklendi ve 1045 kez görüntülendi. A+A-

“TUTSAK GÜNEŞ   (BİR KİTAP)                  

 

“Düşünce saksıda büyüyen bitki gibidir, kökleri hiçbir

zaman saksının elverdiğinden fazla gelişmez.”

YAZARI: AYŞE KULİN

TÜR: Distopik roman ya tarzında yazılmış bir roman

Distopik Roman: Kontrol ve baskı altında tutulan bir toplumu ütopya kisvesi altında anlatan romanlar antiütopik romanlardır. Bu toplumların yaşantısı otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer başka baskıcı sistem altında kurgulanır. Antiütopya, (dystopia) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır..

Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar… Ayşe Kulin, yeni romanında hayali bir gelecekte hayali bir başkaldırış öyküsünü anlatmakta. Bir anlamda günümüz göndermede yapılıp. “ARTIK UYANIN” demektedir.

Günümüz Türkiye’sine kayıtsız kalınmamış. Kadın vurgusu çok ön plana çıkarılıp kadınların yaşadıklarına ayrı bir değer verilmiştir. Öyle ki romanın kadın karakterleri romanın bütününü ele geçirmiştir. Bu yönüyle yürekli bir roman olmuştur.

Mutlaka okunması gereken bu sürükleyici kitabın okunma kolaylığı olup dil yalınlığı bir başka özelliği ve güzelliğidir. Konusu:

Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke… Sadece adı cumhuriyet olan diktatörlükle yönetilen Ramanis Cumhuriyeti.

Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halkın özgürlüklerin kısıtlandığı ve baştakilerin kuralları göre yaşam süren halk yoğun denetim ve gözetim altındadır. Merkez, her şeye hâkimdir. Her alanda. Güneşini kaybetmiş halk karanlık içinde yaşamaktadır. Ülkede güneş bile tutsaktır. Önüne bir gökcismi yerleştirilmiş, insanlar sürekli karanlığa uyanmaktadırlar. Güneş, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, “Gökcismim” denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir.

İnsanların boyunlarındaki atkılardan toplum içindeki yerlerinin belli olur. Erkeklerin her zaman kadınlardan daha üstündür. Yaptıklarının genellikle sorgulanmaz. Kadınlar, eğer doğuramıyor ve en az üç çocuk yapmıyorlarsa kusurlu sayıldıkları gibi boşanma nedenidir de.

Yöneten kişi Uluhan ve onun ölümünden sonra yerine geçen Oğulhan yönetimi devralmış durumda. Görünüşte herkesin çok mutlu bir düzen içinde yaşadığını sanır. Merkez’de insanların hayatlarını kolaylaştırmak için her şey düşünmüş. Robotlar, telefon yerine geçen ev bileklikleri, hava araçları, görüntülü iletişim ağı, toz haline gelmiş organik yiyecekler ve dahası bir dizin yasaklar.

Merkez’in izin vermediği bilgilere ulaşmak yasak, belirtilen kitaplar dışında kitap okumak yasak, kılık kıyafette başlık ve kapalı giysiler giymek zorunlu, aile reisi sadece erkek olabilmektedir. Kız çocukları en iyi okullara alınamıyor çünkü öncelik erkeklerde merkeze yakın kişilerin çocuklarındadır.

Yuna Otis böyle bir ülkede yaşayan üst düzey bir profesördür. Yıpratıcı uykusuzluğuna çare aramak uyku seanslarına giden bu bilim kadını, hayatının bir bölümünü yani babasını ve babasının ölümünü anımsayamaz. Bunun peşindedir. Bir çocuk doğurduğu için kocasından boşanmıştır. Regan adlı oğlu, küçükken Merkez’in en önemli okuluna seçilmiş ve şuan İstihbarat Bölümü’nde çok yetkili bir kişidir.

Regan’ın bakımını anneannesi üstlenmiş böylece o da yaşlıların kaldıkları Mordam’a gitmesi gerekmemiştir. Yuna, bir bilgiye ulaşabilmek için başka bir Kanton’a arkadaşı Arike’nin yanına gider. Orada Tamur adında biriyle tanışır. Tamur, ona geri dönüş yolunda eşlik eder. Yuna’nın neden kötü olan hiçbir şeyi sorgulamadığını merak eder. Ona bir sürü gizli gerçekten söz eder. Yuna’nın içine şüphenin ilk tohumları düşmüş ve Merkez hakkında ilginç düşüncelere kapılıp ilk kez sorgulamalarıyla birlik aşkı da başlar.

Regan, annesine izlendiğini ve Tamur’dan uzak durması gerektiğini, onun bir muhalif olduğunu söyleyince Yuna da annesiyle konuşmaya karar verir. Annesi Tamur’u tanımaktadır. Ana kızın konuşmaları sonucunda annesinin de muhalif olduğunu anlar.

Tamur’dan bir süre uzak kalmaya karar verir. Tamur’un görüşmesini Kutkar üzerinden yapacaktır. Kutkar ise ortalarda yoktur. Daha doğrusu kaçırılmıştı. Bu ve bunun gibi olaylarla Yuna da yaşadığı sistemi sorgulamaya başlar. Geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkar. Güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alır.

İnsanlar protestolar yapmaya başlamış, halk sokaklara dökülmüştür. Yuna annesinin istedikleri doğrultusunda muhaliflere yardım etmeye başlar.

Halk yürüyüşlerinde insanların üzerine salınan ruhsuz robotlar… Acımasızca öldürülen insanlar. Yuna’nın annesi kendini feda ederek robotlara etkisiz yapacak cip yerleştirir.

Regan’ın istihbarat sayesinde edindiği bir bilgiler. Oğulhan diğer ülkelerle para için yaptığı anlaşma. Gökcismi kendi ülkelerinin üstünde kalması. Regan’ın sayesinde muhaliflerin sözcüleriyle yapılan toplantı.

Halkın istediği olmuş bunca protestolar sonuç verir. Yuna ve Tamur ise mutlu bir şekilde uçaktadılar. Tatile gideceklerdir. Fakat pilotun anonsu. Oğulhanın komşu ülkeye savaş ilan edişi.  Zor bir kararın eşiğinde olan Yuna ve Tamur… Özet olarak:

Hayatı seyretmeyin, içine dalın. Uyanın, Hem hayallerinizin hem tutkularınızın hem de doğru bildiklerinizin peşini bırakmayın!

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
İlginç gelenekler İlginç gelenekler

  “Düşünce saksıda büyüyen bitki gibidir, kökleri hiçbir zaman saksının elverdiğinden fazla gelişmez.” YAZARI: AYŞE KULİN TÜR: Dis...

Yazmak dediğimiz…           Yazmak dediğimiz…          ...

“İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer. Aşkı olmayan gönül misali taşa benzer. Taş gönülde ne biter, dilinde ağu tüter. Ni...

Bir kitap (Kanadı Kırık Kuşlar) Bir kitap (Kanadı Kırık Kuşlar)

1930'lARIN Almanya'sından 2000'lerin Türkiye'sine uzanan Belgesel kıvamındaki bir roman. İlk izlenim konunun çok yazılmış oluşu, romanı...

Güvensizlik kuşku dediğimiz Güvensizlik kuşku dediğimiz

  “Düşünce saksıda büyüyen bitki gibidir, kökleri hiçbir zaman saksının elverdiğinden fazla gelişmez.” YAZARI: AYŞE KULİN TÜR: Dis...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)
SON EKLENEN HABERLER
Torbalı’nın nüfusu 300 bine dayanacak Torbalı’nın nüfusu ...

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı araştırmalara göre...

Ulusal mimari yarışmanın takvimim belirlendi Ulusal mimari yarışmanın ...

Torbalı Belediyesi Belediye Hizmet Binası, Pazaryeri ve Otop...

Ortak denetim yaptılar Ortak denetim yaptılar

Torbalı İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki motorize ekip sa...

Tekne motorunu çaldılar Tekne motorunu çaldılar

Ertuğrul Mahallesi’nde Pazar gecesi akıllara durgunluk veren...

Cansız bedenini çocukları buldu Cansız bedenini çocukları...

Torbalı Karakızlar mahallesinde akılla durgunluk veren bir ...

Metrelerce boşa aktı Metrelerce boşa aktı

Ertuğrul Mahallesi’nde bulunan su deposunda meydana gelen pa...

Bu yıl ihracat yok Bu yıl ihracat yok

Geçtiğimiz dönem altın dönemini yaşayan pırasanın bu yıl ihr...

Torbalı’da ilginç hırsızlık olayı Torbalı’da ilginç hırsızl...

Torbalı Mahallesi’nde geçtiğimiz günlerde ilginç bir hırsızl...

Tren hattından karşıya geçmek isterken canından oldu Tren hattından karşıya ge...

Torbalı’da, rayların üzerinden karşı tarafa geçmek isterken ...

Himalaya sedirlerinin hasadına başlandı Himalaya sedirlerinin has...

Yüzlerce farklı bitkinin yetiştirildiği Torbalı Orman Fidanl...

FOTO GALERİ
Baha Kapı
EĞİTİM HABERLERİ
VİDEO GALERİ
torajans-reklam-yan