Büyük Torbalı
buyuktorbali-reklam
Büyük Torbalı

DOĞU MU BATI MI?

  Avrupa’ya ilk çıkışım 80’li yıllarda kara yoluyla oldu. Bu sayede o tarihte 8 Avrupa ülkesini görme şansını yakaladım. 2000’li yıllara geldiğimizde Kuzey Afrika’da, Cezayir’de 8 ay kadar bulundum. Önce Osmanlı, sonra da Fransız egemenliğinde asırlar boyu kalmış olan bir ülkenin insanlarını tanıdım. Allah’ın onlara bir lütfu olan petrol ve doğal gaza rağmen ne kadar […]

31 Mayıs 2016 - 8:39 'de eklendi ve 596 kez görüntülendi. A+A-

DOĞU MU BATI MI?
300Reklam

 

Avrupa’ya ilk çıkışım 80’li yıllarda kara yoluyla oldu. Bu sayede o tarihte 8 Avrupa ülkesini görme şansını yakaladım. 2000’li yıllara geldiğimizde Kuzey Afrika’da, Cezayir’de 8 ay kadar bulundum.

Önce Osmanlı, sonra da Fransız egemenliğinde asırlar boyu kalmış olan bir ülkenin insanlarını tanıdım. Allah’ın onlara bir lütfu olan petrol ve doğal gaza rağmen ne kadar olumsuz koşullarda yaşadıklarını gördüm ve bizleri yıllar önce, paylaşılmış topraklarda sömürge toplumu olmaktan kurtaran Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarını, bu uğurda canlarını veren şehitlerimizi minnetle, rahmetle defalarca andım. Petrol ve doğal gaz zenginliğinin halka yansımadığı Cezayir’de bulunduğum sürede, ülkemde yaşananlara ve gidişata bakarak, önümüzdeki yıllarda bu ve benzeri ülkeler durumuna düşmekten korkuyordum. Gerek coğrafi konumu ve gerekse insanlarının alışılagelmiş yaşam tarzı nedeniyle üretimin olmadığı ve gündelik programlarla yönetilen bir ülkede yaşamanın burukluğunu yakından gördüm. Çarşıda pazarda ilk göze çarpan ise, adım başı telefon satan dükkânlar ve uzak doğunun ucuz ve kalitesiz mallarının satıldığı mağazaların çokluğuydu.

Başkentte, ikinci el giysilerin satıldığı pek çok dükkâna rastlamak da mümkündü. Ucuz ve bol miktarda bulunduğu için semt pazarlarında insanlar adeta sardalya balıklarına basarak yürüyorlar, en çok da hurma tüketiyorlardı. Bir litre benzinin bir bardak çay fiyatına olmasının insanları mutlu kılmaya yetmediği görülüyordu. 1990-2000 yıllarında yaşadıkları amansız aşırı dinci terörün korkusu ve tedirginliği her adımda hissediliyordu.

Bir batıdan ve bir de doğudan diyebileceğimiz bu iki örnekten sonra, ülkemize ve yaşadığım ilçeye,

Torbalı’ya şöyle bir bakınca ilk gözüme çarpan, aldığı göç nedeniyle baş döndürücü bir hızla artan nüfus oluyor. Plansız, önlemsiz ve öngörüsüz bu nüfus artışı ise; doğal olarak, yerel hizmetlerde yetersizliği, toplumda ise ister istemez bir tedirginliği beraberinde getiriyor. Yıllar öncesinin tarımla geçinen çiftçi ve köylü nüfus kaybolurken, adım başında telefon satan mağazalar, “bir milyoncu” adıyla işe başlayıp bugün değişik adlarla, uzak doğunun “Made in PRC” damgalı ucuz ve kalitesiz ürünlerini satan ticarethanelerden geçilmiyor.

Bu durum ise, vatandaşın alım gücünün nerelerde olduğunun bir göstergesi olarak karşımızda duruyor. Büyük fotoğrafa bakınca, Torbalı yerelinin Türkiye genelinden pek farkı yok. 80 li yılların Torbalısında ayakkabı boyacılığı yapan çocuklar var mıydı? O yılların Torbalısında, kaldırımlarda mendil satan miniklere rastlıyor muyduk? İlkokul çağındaki yavrular, kırmızı ışıkta duran araçların camlarını silmeye çalışıyor muydu?

Kuzey Afrika ülkesini Avrupa’dan 20 yıl sonra gördüğümde, yakın zamanda onlara benzer hale geleceğimiz endişesine kapılmıştım. Ne yazık ki bu endişem kısa sürede gerçek oldu.

Paris’te de dilenenler gördüm fakat onlar metro istasyonlarında ya da uygun yerlerde çevreye rahatsızlık vermeyen bir görüntüde ve bir müzik aleti çalarak yapıyorlardı bu işi. Onların da Fransız vatandaşı ve çocuk yaşta olmadıklarını söylememe gerek yok sanırım. Okullarımıza bakıyorum, kılık kıyafet ve ahlâk yozlaşması almış başını gidiyor. Denetimsiz bir serbestlik sonucu disiplinsiz, sorumsuz, düzensiz ve ne kendine ne de çevresine yararı olmayan bir nesil yetişmekte olduğunu görüyorum. Sigara ve benzeri ürünlerin tüketimi çok küçük yaşlara inmiş durumda. Gençlikteki ahlâk ve disiplin yozlaşmasını merak edenlerin okul çıkışlarına bir göz atmaları ya da öğretmenlerin, velilerin bu konuda görüşünü almaları yeterlidir. Ülkenin köylü ve çiftçi tabakası giderek yoksullaşıp yok olmaktadır. Her yere asgari ücretle güvenlik elemanı almak ve asgari ücretin de altında bir maaşla taşeronda iş vermekle işsizliğin çözülmesi hayaldir. Görülmektedir ki, tarım ve teknolojide üretim ve istihdamı arttırıp ihracata yönelmek yerine, yol ve köprü sayısını çoğaltmak bu sorunların çözümüne yetmemektedir. Bugünkü ulaşım ve iletişim kolaylığı pek çok insanımızın yurt dışını görmesini ve karşılaştırma yapmasını kolaylaştırmıştır.

Hangi ülkede yaşamak istersiniz sorusuna verilecek cevaplar bellidir. Ülke yönetiminde söz sahibi olanlar, batıya rest çekip başka yerlere yönelmek yerine, AB standartlarını kendi içimizde yakalamaya yönelik uygulamalara kafa yormalıdır. Bunun yolu bellidir. Bağımsız ve güvenilir yargı, basın özgürlüğü, daha az cop ve biber gazı kullanımı, yönetimde şeffaflık, eğitimde kalite ve sorunların barışçıl yolla çözülmesi gerçekleşmedikçe, gidilecek adresin önemi yoktur. Bunları gerçekleştirmek için mevcut yasalar yeterlidir. Yeter ki iktidar istesin. İcraat mekanizmasına bunun için hiçbir engel yoktur. Öncelik, bu konuda istekli ve kararlı olmaktan geçer, başkanlık sisteminde inatlaşmaktan değil. Saygılarımla.

Etiketler :
667Reklamy
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Gittim, gördüm, yazdım Gittim, gördüm, yazdım

YENİ yılın ilk haftasında ben ve köşe yazarı dostum Mehmet Ergün, ilçemizin köklü bir eğitim kurumu olan Atatürk Anadolu Lisesi’nde, 15...

Hayvan mı dediniz? Hayvan mı dediniz?

GEÇTİĞİMİZ ay, güneşli bir sonbahar günü Koruluk parkında oturmuş, bir yandan çayımı yudumlarken bir yandan da yerel gazeteye göz gezdi...

Sürü–cü Sürü–cü

“SÜRÜ” bir Yılmaz Güney filmi. 1978 yılında çekilen ödüllü bir Türk filmi. Konumuz bu film değil tabi. Sürü sözcüğü her ne kadar hayvan...

Sorular, sorunlar    Sorular, sorunlar  

SORUN var, soruncuk var. Köy var, bir de görünen köy var. Kılavuz var. Kılavuzcuk var. Bir de kılavuzu karga olanlar var. Şu son söyled...

BU HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTER MİSİNİZ?(Yorum Yok)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Fahrettin Küçük Yapı300x250
SON EKLENEN HABERLER
Oyun oynarken canından oldu! Oyun oynarken canından ol...

Son günlerde Torbalı'da trafik kazası eksik olmuyor. ...

Fikstür belli oldu Fikstür belli oldu

2017-2018 sezonunda 12 grupta oynanacak Spor Toto Bölgesel A...

AK Parti’li Kaya’dan 30 Ağustos mesajı AK Parti’li Kaya...

AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya 30 Ağustos Zafer Bay...

Bayramlıklar Barış’tan Bayramlıklar Barış’...

30 yıldır giyim sektöründe yer alan Mehmet Kodaman, geçtiğim...

Dikkatsizlik ölüm getirdi Dikkatsizlik ölüm getirdi...

İzmir-Aydın otobanı Yeniköy Mahallesi mevkinde bugün sabah s...

İzmir’de ulaşıma ‘bayram şeker’ : Yarı fiyatına! İzmir’de ulaşıma &#...

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmirlilerin Kurban Bayramı ziy...

7 defa kalbi duran Murat direniyor 7 defa kalbi duran Murat ...

Evli ve iki çocuk babası Murat Menci Kalp Krizi geçirdi. Men...

Oğlunun düğün sabahı  beyin kanaması geçirdi Oğlunun düğün sabahı bey...

TORBALI’NIN tanınan ve sevilen isimlerinden olan 65 yaşındak...

Kale gibi binalar Yeşilbaş Beton’dan Kale gibi binalar Yeşilba...

İlçenin en önemli firmalarından olan Yeşilbaş İnşaat'ın sahi...

3 hektar zeytinlik yok oldu 3 hektar zeytinlik yok ol...

Yazıbaşı Mahallesi’nde çıkan yangında 3 hektar zeytinlik ala...

FOTO GALERİ
Miss Park 300x250
YAŞAM HABERLERİ
VİDEO GALERİ
torajans-reklam-yan