REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Büyük Torbalı

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

BİR KADIN ÖLÜYORDU…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
BİR KADIN ÖLÜYORDU…
Atiye Tumuklu( atiyetumuklu@buyuktorbali.com )
67 Görüntüleme
23 Mayıs 2016 - 13:34
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Başında kırmızı bandanasıyla penceresi önünde toplanan sevenlerine işaret diliyle sakin olmalarını salık veren kadın, şimdi yaşamının son sahnesinde. Yanında sevgili oğulları Çağlayan ve Çınar. Bütün sevdikleri sevenleri. Dilinde ülkesinin çok sevdiği bir halk türküsü:

Odam kireç tutmuyor, kumunu katmayınca,

Sevda serden gitmiyor sarılıp yatmayınca. “

Dinmek bilmeyen alkış tufanını Fazıl Say çaldığı Bach’ın bir piyano uyarlamasını aralıyor. Tüm gücünü toplayarak yüreğindekileri dile getiriyor:

“Tüm insanlığın aklın ve vicdanın aydınlattığı yolda yürümeyi seçeceği gün er geç gelecekti. Buna bütün kalbimle buna inanıyordum.

Sabrımı ve sükûnetimi, bu inançtan alıyordum. O güne kadar, başa gelen her şey çekilecek! Oyunun kuralı böyle! Yaşam oyununun kuralı!

Ne demiş şair:

“YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ…

Yirmi bir sene başhekimlik yaptım. Kimseyi kovmakla, sürmekle tehdit etmedim. Kavgacı değilim. Benim kavgam başka türlü. İnsanların başarılı olması için onları rahat bıraktım. Onların kendi başarısını yaratmasını bekledim. Hep böyle çalıştım ve hiçbir zaman sorun yaşamadım. Bağırma çağırma hiçbir zaman sistemi geliştirmez.

Bir doktorun tek arzusu, hastasını sağlığına kavuşturmak, yaşamını uzatmaktır. Ben bundan fazlasını yaptım. Hastalarıma yaşam şartlarını da hazırladım. Onlara iş ve eş buldu. Çocuklarına kanat gerdim. Minnettarım tüm hayatımı vakfettiğim cüzamlılarıma. Çünkü onların çocukları sayesinde memleketimin binlerce başka çocuğuna uzanabildim. Yoksul olmaları, çaresiz olmaları koşuluyla hiç ayrım yapmadan, Türk, Kürt, Süryani demeden kırsalın evlerine hapsedilmiş kızlarına kapıları araladım. Işık tuttum yollarına.

Beni hırpaladılar, yerden yere vurdular. Ne Gâvurluğum kaldı ne Kürtçülüğüm. Ne de komünistliğim. Son aramayla da darbeci yerine kondum. Umurumda bile olmadı. Çünkü ben, gâvur, Kürtçü değilim. Ben sadece yüreği insan sevgisiyle dolu bir hekimim. Ülkemi, insan haklarına ve hukuka saygılı, demokrasiye inanan hükümetlerin idare etmesini isteyen vatanseverim.

Hayatım boyunca tek isteğim, iyi ve dürüst insan olmaktı. İyi ve dürüst insanlarla yaşamaktı. Şu an beni alkışlayan, benim gibi iyi dürüst insanlar. Benim gibi onlar da bu ülkede hukukun üstünlüğüne güvenerek, özgür ve onurlu yaşamak istiyorlar.

Şu sol yanımda oturan çocukları ortaçağ karanlığından çekip ışığa, aydınlığa yürütmek istediğim çabadan başka şeye değil. “Kaya dibinde açmış çiğdemlere benzeyen çocuklarım onlar…”

Etkisi yıllara taşınacak ve taşacak bu konuşmayı yapan: doğruluk, adalet, merhamet, iyilik, vefa, çalışkanlık, özveri gibi insani özellikleri özünde bulunduran seyrek insanlar biriydi. Yalnız söyledikleriyle ve yazdıklarıyla değil yaşamıyla izlediği yolla öğreten oldu.

Hastalığa hastanın açısından bakmaya; hastayı, hastalığı taşıyan bir organizma olarak değil insan olarak görmeyi başaran bir arkadaş, dost hekimdi. Bir zamanlar insanların korkulu rüyası olan cüzzam (lepra) hastalığının tedavisinde, profesör, deri ve zührevi hastalıklar uzmanıydı. Bu hastalığı ülkemizden ve dünyadan silme yolunda büyük başarı sağlamış, dünyanın sayılı otoritelerinden biri olup Gandhi Ödülüne layık görülmüş bir bilim insanıydı.

Ülkesinin, dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında olmayı hak ettiğine inanan, cehalet ve doğmayla, çıkar ilişkileriyle savaşmaktan geri durmayan aydındı.

Çocukluk arkadaşlarını okul numaralarıyla anımsayan zeki bir dosttu.

Topluma ve insanlığa hizmet etmiş ülkesinin aydın geleceği için didinen eylemci bir cumhuriyet kadınıydı.

Tüm çocukları kendi çoğu gören içinde yaşamında yer veren yürekli anneydi. Kız çocuklarının okutulmamasına ve insan haklarının kazanılmasına kadar yaptığı tüm çalışmalarda yılmadan ve herkese karşı koyarak, gerektiğinde tek başına mücadelesini sürdüren engellere tek başına aşan bir kadın savaşçıydı.

Bir sivil toplum gönüllüsü olarak 1989 yılında, “Atatürk İlke ve Devrimlerini korumak, geliştirmek; çağdaş eğitim yoluyla çağdaş insan ve çağdaş topluma ulaşmak” amacı ile oluşturulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kuruculuğu, ayrıca başta “Cüzzamla Savaş Derneği” olmak üzere pek çok derneğin, vakfın kuruculuğunu ve başkanlığını yapandı.

Yıllardır yenilmediği kanserin en son karaciğerine sıçradığını öğrenince: “Ölüm aklıma bile gelmiyor yapacak çok işim var” diyecek kadar yaşama bağlıydı. Ardında kendisini minnetle anacak binlerce hasta ve öğrenci bırakan bir profesördü.

Sayısız ödüllerin sahibiydi ama her zaman tek başınaydı. Ama hiçbir zaman yalnız değildi.

Kimsenin yanında yer almak adına inançlarından, ilkelerinden ödün vermeyendi ama yüz binlerce insanın yanında yer alandı

TÜRKAN SAYLAN adındaki bu kadın ölmüyor, asıl yeniden yaşamaya başlıyordu. Mehmet Zaman Saçlıoğlunun benzetişiyle UMUTTAN DOĞAN GÜNEŞTİ.  NE MUTLU BÖYLE ÖLÜMLERE ve ÖLENLERE…

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web