Büyük Torbalı

Cehalet ve fukaralik

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Cehalet ve fukaralik
Armağan KARS( a.kars@buyuktorbali.com )
671 Görüntüleme
28 Mart 2010 - 22:56
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Bundan önceki yazimda önümüzdeki günlerde “Tarikat-Cemaat –Cumhuriyet” konusuna deginecegimi belirtmistim. Ancak, son günlerde ülkemizde yasanan bazi olaylar “cehalet ve fukaralik” konusunu öne almami gerektirdi. Çünkü “cehalet ve fukaralik” konusuna girmeden “tarikat-cemaat” hakkinda yazmak pek bir sey ifade etmeyecekti. Bunlari yazarken, ülkemizde varligini sürdüren, asla din ve maneviyat sömürüsü yapmayan, iktidarlar üzerinde nüfuz kullanma egiliminde olmayan cemaatleri (varsa eger) ayri bir yere koydugumu da belirtmeliyim. Degerli okurlarim, 2007 yilinda yapilan bir arastirmaya göre Türkiye nüfusunun ortalama egitim düzeyinin ilkögretim 4.siniftan terk oldugunu biliyor muydunuz? Iyimser bir yaklasimla bu saptamayi 7. sinifa çikaralim. Okullarimizdaki  durum   ortada. Herhalde, 7.sinifa giden bir ögrencinin bilgi, genel kültür, okudugunu anlama, olaylari degerlendirebilme ve kendini ifade edebilme düzeyini tahmin edebilirsiniz. Yine yapilan arastirmalar ve yasanan sorunlar gösteriyor ki, egitim ortalamamiz, AB ülkeleri ortalamalarinin oldukça altinda kalmaktadir. Egitimin içinden gelen birisi olarak, bu hiç de iç açici olmayan tablonun sorumlularinin, bugüne kadar bu ülkeyi yöneten kadrolar oldugundan süphe etmiyorum. Emin oldugum bir baska nokta ise, 8 yillik AKP iktidari döneminde de, egitimde kaliteyi arttirmak, düsünerek üreten insanlar yetistirmeye yönelik programlar gelistirmek için hiçbir sey yapilmadigidir. Çagdas uygarligin üst çizgisini zorlayan ülkelerde, egitimin, ekonomik ve sosyal kalkinmanin ön kosulu olarak kabul edildigini ve vatandasa bu dogrultuda hizmet verildigini görüyoruz. Olmasi gereken de budur.  Zaten o ülkelerde, cemaat ya da tarikat pesinden kosan, kendini dergâh lideri ilan eden zavallilarin konusmalarini dinlerken kendinden geçip kafasini duvarlara vuran insanlari göremezsiniz. O ülkelerin basbakanlari vatandasa bazi gazeteleri okumayi yasaklamazlar, yasaklayamazlar. Bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmak varken, en az üç çocuk yapmalarini tavsiye etmezler, edemezler. O ülkelerin çogunlugunda, okumaz-yazmaz sorunu bulunmamaktadir. Okur-yazar olmak da sadece iri harflerle yazilanlari heceleyerek okumakla sinirli degildir. Egitimli insan, aydin insandir. Vatanina, milletine, haklarina sahip çikar. Bir özelligi  de, kandirmaca ve safsatalara inanmamasidir. Kendisinin ve toplumun mutlu gelecegi için çalisanlarla, içinde bulundugu durumu siyasi çikarlarina alet edenleri birbirinden ayirmasini bilir. Bu anlamda ülkemizde yasananlara bakinca, yönetenlerin, vatandasin bu durumundan memnun olduklarina inanmak geliyor içimden. Dagdaki çobanla iki üniversite bitirmis insanin “oy”u bir olur mu, diyen mankene saldiranlar, aslinda bunun ne anlama geldigini çok iyi biliyorlar. Çoban askiyla yanip tutustuklarini da hiç sanmiyorum. Bugünkü iktidar isbasina geldiginden beri en çok tanik oldugumuz ve ilk bakista görülen durum, günümüzde de sürüp giden kavga ve gerginligin fotografidir. Bu nedenlerle âdeta, egitim sorunlarina ayiracak zaman bulamamaktadirlar. Bir ögretmen olarak bu konuda iddialiyim. Yapilmasi zorunlu ve mümkün olan birçok iyilestirmeden geri durulmaktadir. Saymakla bitiremeyecegim konu basliklarindan bazilarini siralayayim. Dershanelerin giderek okullarin yerini almasi en büyük yanlistir. Okullar hayata ögrenci yetistireceklerine, maalesef sinava ögrenci yetistiren mekanizmaya dönüsmüstür. Buna ragmen basari yerlerde sürünmektedir. Saglikli bir egitim sekli olmayan ikili egitim sonlandirilmalidir. Ne yazik ki bütçeden egitime ayrilan payin giderek azalmasiyla bu da pek mümkün görülmemektedir. Binlerce ögretmen atama beklerken Ardahan’da derslere polis memurlarinin girmesi garip degil midir? Milli Egitim Bakanligi’nin belirli araliklarla yurt disina inceleme amaciyla gönderdigi görevlilerin görevi sadece turistik ziyaret midir? Imza atmayi bilmedigi için seçim belgelerine parmak basan, oy verme yerinde ne yapacagini bilmeyen, oyunu ancak birilerinin yardimiyla kullanabilen seçmenler, maasini ATM makinesinden çekmeyi beceremeyen emekliler bu ülkenin aci tablosudur. Madalyonun öteki yüzünde ise “fukaralik” yatmaktadir. Valilerin Basbakan talimatiyla ayagi çiplaklara ayakkabi giydirmesi fukaraligi maalesef ortadan kaldirmaya yetmiyor. Magduriyeti, mahkûmiyete döndüren bu tür uygulamalar, batakligi kurutmak yerine, sinekleri öldürmeye çalismaktan farksizdir. Iste bütün mesele vatandasin bunu anlamasindadir. Gazete, kitap okumayan, iyi bir egitim alamayan, çok çocuk sahibi olup onlarin sorunlariyla bogusmaktan önünü göremeyen, iki çuval kömür, bir torba erzakla günü kurtardigina sevinirken, gelecegini düsünemeyen insanlari yönetmek ve onlardan oy almak daha mi kolay acaba? Cehalet de, fukaralik da vatandasin kusuru ve kaderi degil; yönetenlerin basiretsizligidir. Yine de ben, Sayin Basbakan’in, ikide bir “Millî Irade” söyleminde bulunurken, vatandasin yukarida çekmeye çalistigim fotografindan güç aldigini sanmiyorum. Ya siz?

Saygilarimla.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web