REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Büyük Torbalı

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

ÇÖZÜM

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ÇÖZÜM
Armağan KARS( a.kars@buyuktorbali.com )
336 Görüntüleme
05 Mart 2016 - 8:29
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

 

Değerli okurlarım; bundan önceki yazımda, gündelik yaşamda birçoğumuzun yakındığı özelliklerimizden söz etmiştim. Doğruluktan, dürüstlükten, çalışkanlıktan uzaklaştıkça bir takım olumsuzlukları bünyesinde taşıyan bir toplum haline geldiğimizi belirtmiş ve buna “toplumsal arıza” tanımlaması yapmıştım. Arıza gösteren bir eşyayı tamir ettirip kullanmak ya da tamiri mümkün değilse hurdaya çıkarmak suretiyle değerlendirebileceğimizin altını çizerek, toplumsal arızanın nasıl giderilebileceğini sormuş ve cevabını bugüne bırakmıştım. Aslında arızayı gidermenin yolunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Şu an kafanızda beliren sözcüğü de görüyor gibiyim: “EĞİTİM”. Evet, her seferinde “eğitim şart” diyoruz ama, memlekette eğitimin ne durumda olduğuna ya dikkat etmiyoruz, ya da umursamıyoruz. Acaba işimize mi gelmiyor? Peki, işimize gelmezse bu “toplumsal arıza” nasıl giderilecek? Başka ülkelerden gelip çözmelerini mi bekleyeceğiz? Söz konusu yazımda “doğruluk, dürüstlük, çalışkanlık” üçlüsüne değinmiştim. “ANDIMIZ” aklıma geldi. Hani şu çocukluğumuzdan beri bildiğimiz ama nedense bir takım siyasi oyunlar uğruna okullarımızdan kaldırdığımız ANDIMIZ.  “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım” diye başlıyordu. O yıllarda Türk olmaktan kimse gocunmazdı ülkemde. Kürt de vardı, Laz da vardı, Çerkes de vardı ama hepimiz Türk çatısı altında “doğru, dürüst ve çalışkan” olmaya and içiyorduk. Bugün okullarımızdan andımızı kaldıranlar, yüce yargıya da saygı duymuyorlar. Oysa bize, yargıya güvenmemiz öğretilmişti. Nerede bir yargı mensubu görsek heyecanla önümüzü iliklemez miydik? Çünkü onlar adalet dağıtırlardı. Ne idik, ne olduk demeyeceğim. Toplumsal arızayı gidermeye değineceğim. Dosdoğru söylüyorum ve iddia ediyorum; toplumu kurtaracak olanlar ÖĞRETMENLERDİR. Öğretmen yetiştiren okullar sil baştan ele alınıp; bilime inanan, inançlara saygılı ve ülkemizi çevremizdeki cehalet ve sefalet batağındaki ülkelere değil, çağdaş uygarlığın zirvesindeki ülkelere eriştirecek çapta bilgili, kültürlü, o inançta ve donanımda öğrenciler (ve dolayısıyla toplum) yaratmayı hedeflemiş ÖĞRETMENLER yetiştirilmedikçe “toplumsal arıza” giderilemez ve bu ülke düze çıkamaz. Bunu iddia ederken de gücümü bizim kuşağı yetiştiren öğretmenlerden ve o yılların Türkiye’sindeki EĞİTİM programlarından alıyorum. İlkokul yıllarımda her gün ilk dersimizin “HABER” saati olduğunu anımsıyorum. Her öğrenci mutlaka bir gazete haberini paylaşır ve bu haber üzerine öğretmenimiz yorum yapar, bizleri bilgilendirir ve ufuklarımızı genişletirdi. Bugün hangi gazetenin küfürsüz, argosuz, hakaretsiz haberini okuyabiliyor öğrenciler? Gazete okuyorlar mı acaba? Kadın ve erkeğin toplumu birlikte ayağa kaldıracağına olan inançla, kız-erkek birlikte oturuyor, birlikte çalışıyor, müsamerelerde birlikte rol alıyorduk. Bir cins diğerine “öcü” gibi bakmıyor, göz göze gelmekten korkmuyor ve birbirini saymayı, diğerine değer vermeyi öğreniyordu. Yolda yürümeyi, kurallara uymayı, doğayı ve insanı sevmeyi bize o öğretmenler öğretmedi mi? Öylesine güçlü bir ahlâk eğitimi verdiler ki, başkasının malına elimizi uzatmak aklımıza bile gelmezken, başkasına zarar vermek ve haksızlık yapmaktan ödümüz kopardı. Peki bugün böyle miyiz? Milli ve manevi değerlere saygılı olmayı kişinin kendi öz benliğine olan saygıya eşit bellettiler bize. Köşe dönmeciliği değil, alın teri ve emekle kazanıp yaşamayı öğütlediler. Yine iddia ediyorum, bugün okullarımızdaki öğretmenlerin bu konulara değinmek için ne zamanları ve ne de istekleri vardır. Eğer bu bir kusur ise (ki bence öyle) bu kusur günümüz öğretmenlerinin değil; onları yetiştirip çocuklarımızın sınıflarına koyan yöneticilerin kusur ve eksiğidir. Şu bir gerçektir ki; iktidarlar nasıl bir toplum arzuluyorlarsa, o nitelik ve içeriğe uygun özellikler taşıyan eğitim programları uygular ve bunun okullardaki uygulayıcısı olan öğretmenleri yetiştirirler. Öğretmenlik eğitimi almamış meslek sahiplerinin sınıf öğretmeni olarak görevlendirildiği bir ülkeden bahsediyorsak eğer,  elbette kusur ve eksiklik o ülkeyi yönetenlere ait olacaktır. Rant uğruna doğanın talan edildiği, paranın yükselen değer olduğu, köşe dönmeciliğin özendirildiği, kişisel hak ve özgürlük bilincinin olgunlaşmadığı ve bizzat bu durumdan nemalananların bulunduğu ülkelerde EĞİTİM konusu, yöneticilerin umurunda olmaz. Sonuç alınamayacağı başından belli sözde projelerle, öğrenciye tablet dağıtmakla, akıllı tahta ile bir yere varılmaz. Çözüm “akıllı öğretmen-akıllı öğrenci” yetiştirmekten geçer. Bir de “samimi” olmak şart. Gerisi hikâye. Saygılarımla.

 

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web