Büyük Torbalı

Dedik ile düdük

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Dedik ile düdük
Armağan KARS( a.kars@buyuktorbali.com )
260 Görüntüleme
18 Mayıs 2010 - 21:56
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Yasamimda siyasilerle ve siyasetle ilgili hatirlayabildigim ilk tarih 1965. O tarihte CHP genel baskani olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaskani Ismet Inönü Mugla’ya geldiginde henüz ilkokul dört ya da besinci sinif ögrencisi idim. Ilerleyen yillarda, gazetecilerle yaptigi görüsmelerde verdigi esprili fakat düsündüren cevaplari ilgimi çekti. Orta ve yüksek ögrenim yillarimda ise, ara rejim hükümetlerini saymazsak, çogunlukla Demirel ve Ecevit hükümetleri is basinda oldular. Degisik sürelerle Demirel 7, Ecevit ise 5 kez basbakanlik koltuguna oturdular. Yani bu ikiliden biri iktidar iken digeri ana muhalefet konumundaydi. Sürekli çekistiler. Onlarin zamaninda da Anayasa Mahkemesi vardi, yasama organinin bazi islemlerinin Anayasa’ya uygunlugunu denetleyen. HSYK, o yillarda da Yargitay ve Danistay üyelerini seçen bir kuruldu. Bugün 13 dava dairesinden olusan Danistay, Demirel ve Ecevitli yillarda da kararlar aliyordu. Ne var ki, siyasi liderler birbirlerini acimasizca elestirirken bile üsluplarindaki nezaketten asla taviz vermiyorlardi. Birbirlerinin aile yasamlari hakkinda konusmak söyle dursun, söz düellolarinda bile onur kirici, alayci ve hakaret içeren sözcüklerden uzak duruyorlardi. Bu halleriyle bulunduklari makamin hakkini veren bu siyasi liderler yüksek yarginin da kararlarina saygi göstererek vatandasa örnek olmakla beraber, bagimsiz yüksek yargi elemanlarinin görevlerini siyasilerin gölgesinde degil, yasalara bagli kalarak yapabilmelerine firsat veriyorlardi. Bugüne geldigimizde ise,  altmisinci Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde maalesef basindan beri, yüksek yarginin kararlarindan bir türlü memnun olmayan yöneticileri görüyoruz. Anayasa Mahkemesi, Yargitay, Danistay ve HSYK (Hâkimler ve Savcilar Yüksek Kurulu) için durum böyle idi. Referandum (halk oylamasi) ile ilgili kararindan sonra bunlara YSK (Yüksek Seçim Kurulu) da eklenmis oldu. Bu organlarin kararlari elbette elestirilmez degildir. Ancak, elestirenlerin makam ve kimlikleri ve bu elestirilerin dozu bazi bürokratlari da “hukuku dolanma” yöntemleri icat etmeye heveslendiriyor. (Örn: YÖK Baskani) Giderek, yerel bazi mahkemeler de yüksek yargidan gelen talepleri geciktirip savsaklayarak isleyisin aksamasina neden olabiliyorlar. (Örn: Geçtigimiz hafta Yargitay 11.Ceza Dairesi, Erzurum 2.Agir Ceza Mahkemesi hâkimleri hakkinda, benzer nedenlerle suç duyurusunda bulundu.) Gelelim son perdeye. YSK (Yüksek Seçim Kurulu) birçok vatandasin içerigini henüz tam olarak bilmedigi Anayasa degisikligi paketinin referanduma sunulacagi tarih olarak 12 Eylül 2010 gününü kararlastirdi. Yani araya 120 gün koydu. Yine kiyamet koptu. AKP Genel Baskan Yardimcisi Hüseyin Çelik referandum tarihi ile ilgili YSK kararini elestirirken, karari “zorlama ve siyasi” olarak degerlendirdi. Gerekçesi de bazi kanun maddelerinin kararda pes pese siralanmis olmasi idi. Ne yani, YSK aldigi kararin dayandigi kanun maddelerini belirtmesin mi? Ben de merak edip YSK’nin 13.05.2010 tarih ve 317 sayili kararini kelimesi kelimesine okudum. Bununla yetinmeyip, kararda adi geçen kanun maddelerine de bir göz attim. 60 günlük sürenin geçerli olmasi için söz konusu kanunun kabulünden itibaren 1 yil geçmesi gerektigini gördüm. YSK’nin bu karari tamamen Anayasa ve yasa maddelerine dayanarak almasindan duyulan rahatsizligi anlayamiyorum. Ayrica 11 üyenin oy çoklugu ile degil, oy birligi ile aldigi bir kararin neresinde zorlama olabilir? Olay böylesine gerçeklerle ve gerekçelerle ortadayken karari zorlama ve siyasi bulmalarinin tek nedeni olabilir, o da “Istedikleri dogrultuda çikmayan kararlara olumsuz elestiri yapma aliskanligi” dir. Bu karar da göstermistir ki, demokrasilerde siyasi iktidarlarin degil, Anayasalarin dedigi olur. “Dedigim dedik, çaldigim düdük” kurali ise, Anayasalarin yani devleti kuran mekanizmanin olmadigi yerde mümkündür. Ayrica, yüksek yargiyi, hükümetlerin her icraatina, yasalara uygunluguna bakmaksizin onay verecek bir araç gibi görmek, onu “yok” saymaktan farksizdir. Muhalefetin sik sik Anayasa Mahkemesi’ne basvurmasindan rahatsiz olanlar da sunu iyi bilmelidirler ki, iktidar her düzende mevcuttur. Muhalefet ise demokrasilerde bulunur. Birçok bati ülkesinde bir kanun degisikligi bile 60 ya da 120 gün degil, yillari alabilmektedir. Yeni bir ihtiyaç olmayan bazi yasa degisikliklerine AKP iktidarinin ilk yillarinda degil de, bunca yil bekledikten sonra seçimlerden hemen önce gidilmesindeki acelecilik bir oldubitti izlenimi yaratmaktadir. Oysa tam aksine, vatandasin, oy kullanacagi kanun degisikliklerini iyice ögrenmesidir esas olan. Vatandas, bu degisikliklerin, kendisinin yasadigi günlük sorunlardan hangilerini çözebilecegi konusunda aydinlanmali ve “oy”unu ona göre kullanmalidir.120 günlük süreyi çok bulan yetkililerin sikintisi bu olabilir mi? Ne dersiniz?

Saygilarimla.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web