REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Büyük Torbalı

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

ATATÜÜÜÜRK? KAVGACİİİİ, BELACİİİİ…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
ATATÜÜÜÜRK? KAVGACİİİİ, BELACİİİİ…
576 Görüntüleme
01 Aralık 2015 - 8:29
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Fıkra bu ya… Devlete 2 memur alınacak. Alınacaklar önceden belli. Temel ile Dursun.

Mecburen… İkisi de işe başlatılacak…

Çünkü, ellerinde kapı gibi “hamili kart yakınımdır” yazılı “torpil”leri var…

Ama… Yasa gereği… Sınav yapılması da şart.

Sınav sözlü… Eski tabirle sözlü mülakat…

Sınava ilk giren ise Dursun.

Sınav heyeti kolay soru soruyor ki… Bu iki aday da kazansınlar…

Yeter ki, “torpil” yapan büyüğümüz zor durumda kalmasın.

-Dursun Bey… Ayağa giyilir… Bil bakalım nedir?

-ipucu verir misiniz?

-Bağcıkları var.

-Bildim… Bağcıklı ayakkabı.

-Tebrikler Dursun Bey… Sınavı kazandınız… Hemen işe alınacaksınız.

Sınav sırası Temel’e “taktik” verir:

-Bana soru sordular… İpucu istedim… Sonra…

Bağcıklı ayakkabıyı bildim.

Temel… Sınava girer.

-Temel Bey… Sana bir sorumuz var… Kışın ele giyilir…

Eller üşümesin diye… Bil bakalım bu nedir?

-İpucu verir misiniz?

-Artık bu kadar da değil Temel Bey… İpucu vermeyiz.

-Öyleyse… Şunu söyleyeyin… Bağcığı var mıdır?

-Hayır… Bağcığı yok.

-Tamam… Bildim… Bağcıksız ayakkabı.

-Vallahi bravo Temel Bey… Siz de sınavı kazandınız…

Hemen işe alınacaksınız.

Peki, sınava giren diğer yüzlerce gariban?

Onları boşverin…

Yeter ki büyüklerimizin yakınları boşta kalmasın, büyüklerimi üzülmesinler.

Onların mutluluğu yeter de artar bile…

Kamuda ve devlette çalışanlar, çeşitli konumlarda olabilirler.

Kadrolu, geçici, sözleşmeli, mevsimlik, yevmiyeci vs.

Herkes kadrolu olmak ister.

Çünkü, bir kere kadroyu kaptın, sırtını kamuya veya devlete bi dayadın mı, karada ölüm yok sana. Ölünceye kadar maaş…

Ama kadrolu değilsen, ensende boza pişirirler ve işinin garantisi, sadece amirinin iki dudağı arasındadır…

Onun için herkes, ne yapıp yapıp bir kadro kapmak için uğraşır. Durur işte “torpil” müessesesi de tam bu durumlar içindir. “Hamili kart yakınımdır” veciz sözü de buradan gelir.

Abidin Efendi, Adıyamanlı…

Sempatik bir insan olan, vilayete gelen okumuş- yazmış takımınca geçinmeyi bilen ve kendini onlara sevdiren Abidin Efendi yıllarca bir ilkokulda müstahdem olarak çalışmış. Ama memuriyet kadrosu yok. Hep “geçici işçi” türünden formüllerle idare edilmiş, devletten iyi kötü nemalanmış ama garantisi yok. Yarın başka bir idareci gelse ve “güle güle” dese Abidin Efendi ortada kalacak.

Yıllar sonra Adıyaman Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ilkokul diplomasından başka şart istemeyen mütevazi bir kadro gelmiş.

Vilayetin okumuş takımı birbirlerine “Aman” demişler.

“Bu kadroyu Abidin Efendiye versinler.”

Öyle ya! On sekiz yıldır kadrosuz olarak eğitime odacı hizmeti veren Abidin Efendi’den başkasına o kadro yakışır mı?

Lakin bir sorun var, o da Abidin Efendi’nin ilkokul ikiden terk olması. Tanıdıkları “Olsun” demişler. Tanıdık bir okul buluruz, dışarıdan bitirme sınavına girer, biraz çalışır diplomasını alır.

Sorup soruşturup en uygun okulu bulmuşlar. Abidin Efendi’yi de müdüre göndermişler. Müdür de “Atatürk’ü çalış öyle gel, yarın en çok onu soracağız” diye tüyo vermiş.

Abidin Efendi de çalışmak, Atatürk’ü öğrenmek için doğruca kahveye gitmiş, kütüphaneye gidecek hali yoktu ya!

Ertesi gün okula giden Abidin Efendi, Müdür ve iki öğretmenden oluşan kurulan karşısına geçiyor, sınav başlıyor.

Bir- iki basit soru ile Abidin Efendi’yi ısıtan müdür, sonunda lafı Atatürk’e getirip soruyor:

“Abidin Efendi Atatürk’ü biliyor musun?”

“Peeeeey! Atatürk?”

Yani Atatürk’ü bana mı soruyorsun, demek istiyor.

Müdür sordukça Abidin Efendi “Peeeey Atatürk?” çekiyor.

Karşısındakileri ikna ettiğine emin olduktan sonra da bildiklerini sayıyor:

“Atatüüüüüüürk? Kavgaciiii, belaciiii…”

Yerel ağızla “yiğit, bahadır” demek istiyor ama ifade şekli kurulu telaşlandırıyor.

Müdür “Aman Abidin Efendi, ne biçim laf onlar?” diye müdahale ediyor. Daha da panikleyen Abidin Efendi kahvede öğrendiği son bilgiyi kullanıyor:

“Rakıciiiiiii!”

Kurul çareyi Abidin Efendi’yi dışarı çıkarıp, diplomasını vermekte buluyor. Abidin Efendi bugün mutlu bir memur emeklisi ise Atatürk sayesindedir.

Allah herkese kadrolu işler nasip etsin.

Atama bekleyen öğretmen ve memur adaylarına da kadrolar tahsis edilsin.

Bugünkü yazımızı şu güzel cümlelerle noktalayalım.

“İnsanlar kendi hatalarının en iyi AVUKATI, başkalarının hatalarının en iyi YARGICIDIR.”

Tekrar buluşabilmek umuduyla esen kalın.

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web