REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Büyük Torbalı

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

BOĞA OLDUĞUMU ANLASIN DA…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
BOĞA OLDUĞUMU ANLASIN DA…
531 Görüntüleme
29 Şubat 2016 - 8:29
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

 

68 Kuşağı Yurtsever gençler…

Pırıl pırıl, saf, temiz, menfaatsiz…

Ülkeleri için Amerikan Emperyalizmine karşı verdikleri mücadeleleri anlamadılar…

Yetmedi, astılar.

Ne diyordu gençler?

“Emperyalizm sömürü düzenidir. Onların vicdanı, hukuku, adaleti yoktur. Sadece menfaatleri vardır. Onlara inanmak, onlarla işbirliği yapmak ülkeye ihanettir…”

Bugüne kadar, Amerika’nın el attığı ülkeler içerisinde, huzur bulmuş bir tane ülke göstrebilir misiniz?

Gösteremezsiniz. Çünkü yoktur.

“Küçük Amerika” sevdasıyla yıllardır avunduk ve bugünlere geldik.

Şimdi geldiğimiz noktaya dikkat edin.

Biz PYD, YPG terör örgütüdür diyoruz ABD ise hayır değildir diyor. Niçin? Menfaati onu gerektiriyor da ondan.

Bakınız Henry Kissenger ne diyor:

“Bizim ne ebedi müttefikimiz ne de devamlı düşmanımız vardır. Çıkarlarımız ebedidir. Ve bizim görevimiz de bu çıkarlarımızı izlemektir.”

Yıllar önce yurtsever gençliğin söylediklerinin aynısı…

Bizim siyasilerimiz hala aynı kafayla gidiyorlar.

Amerika’nın ağzının içine bakıyorlar ki PYD, YPG terör örgütüdür desin diye…

Dese ne olur, demese ne olur?

Amerika “binmeyeceği eşeğin önüne ot atmaz.”

Menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapar. Bunu öğrenin artık.

Eleştirince de kötü oluyoruz.

Ülkemizde, ne zaman hükümetlerin yanlış politikaları eleştirilecek olsa…

Şablon hazır: “Gün birlik ve beraberlik günüdür… Eleştirileri, farklı sesleri bir kenara bırakıp kenetlenme günüdür. Falan…”

Yani, Hükümetlerin yaptıklarını, yanlış doğru demeyip aynen onaylayacaksın.

Sen düşünmeyeceksiniz. Büyüklerimizin benim yerime düşünürler, onlar en iyisini bilirler diyeceksin.

Peki, farklı düşünüyorsam?

O zaman düşündüğünü ifade etmeyeceksin.

Aksi takdirde, terör yandaşı, terörist, vatan haini gibi suçlamalarla karşılaşabilirsiniz.

Şair ne demiş: “Düşünüyorum o halde varım.”

Düşünmek, düşündüğünü ifade edebilmek, insanların varlık sebebidir.

Düşüncen pozitif de, olabilir negatif de…

Hükümetin yaptığı iyi şeyleri tasvip etmek kimseyi AK Partili yapmayacağı gibi, yaptığı olumsuz hareketleri eleştiriyor olmak da kimseyi vatan haini yapmaz.

Aslolan inandığın doğruları her şart ve durumda konuşabilecek kadar şahsiyet sahibi insan olabilmektir.

Kaldı ki, şahsen benim partilerle ve kişilerle işim olmaz. Partiler ve kişiler üzerinden günübirlik, sığ politikalarla sınırlandırmam düşüncelerimi. Bu kısırdöngüdür, hiçbir işe de yaramaz.

Meselelere geniş ideolojik açıdan bakmak gerekir. Bu, insanı hem kısır günlük parti çekişmelerinden, hem de şahsi kırgınlıklardan kurtarır.

İşin özü güzel kardeşim, insanlar hem özgürce düşünecekler, hem de düşündüklerini özgürce ifade edecekler. Yani, demokrasiyi yaşamlarına katacaklar.

Geçenlerde bir köy kahvesindeydim…

İki köylü Hükümetin Suriye politikası üzerine sohbet ediyorlar. Yani düşündüklerini ifade ediyorlar…

Ben de kulak misafiri oluyorum.

Muhalif olan köylü, hükümetin Suriye politikasının baştan beri yanlış olduğunu anlatıyor…

-Komşumuzun bize bir zararı yoktu, iç işlerine karışmamalıydık.

Esad karşıtlarına arka çıkmamalıydık. Sınırlarımızı, hesapsız kitapsız gelen geçen mülteciye açmamalıydık. Amerika’ya fazla güvenmemeliydik. Rus uçağını düşürürken bin kere düşünmeliydik… Bak şimdi sınırın öbür tarafında olup biteni uzaktan seyretmekten başka bir şey yapamıyoruz.

Diğer köylü heyecanla “Biz de sınırdan aşağı doğru, Suriye’ye doğru top atıp duruyoruz ya…”

Muhalif köylü “O topların pek bi faydası olmaz” dedikten sonra konuyu bir fıkra ile toparlamaya çalıştı:

Çiftlikteki boğa yaşlanmış. Performansı iyice düşmüş. İneklere aşım yapamaz duruma gelmiş. Çiftçi, sürüsü için genç bir boğa satın almış. Çiftliğe yanaşan Tır’ın kapakları açılmış, 4-5 görevli, yeni boğayı güç bela indirmişler aşağıya.

Ama ne boğa… Bir buçuk ton ağırlığından… Genç, dinamik, kaslı, pırıl pırıl, yanıyor…

Yere iner inmez boynuzlarını öne doğru dikmiş ve ön ayağıyla toprağı toza dumana katmış. Burnundan dumanlar saçıyor.

Bir dalmış inek sürüsünün içine…

Dur durak yok… İnekten ineğe… Yaşlı Boğa, olanı biteni hayretle izlerken, genç boğadan tırsmış. Bakmış durum sakat, o da genç boğa gibi boynuzlarını öne doğru dikmiş, ön ayağıyla yeri çeseleyip tozutmuş, burnundan solumaya başlamış…

Sanki ineklere aşım yapacakmış gibi!..

Bunu gören, tecrübeli, yaşlı bir inek yanına yaklaşmış:

“Yahu seni biliyoruz. Doğru dürüst aşım yapamıyorsun artık. Performansın çok düşük. Neden böyle bir halt edecekmiş gibi davranıyorsun?”

Yaşlı boğa: “Benim derdim inek minek değil. Ben sadece, benim bir boğa olduğumu anlasın da bir karışıklık olmasın istiyorum.”

Bizim de Suriye’ye doğru attığımız toplar da öyle işte…

Biz de burada varız hesabı…

İki köylünün sohbeti devam ediyordu ben oradan ayrılırken. Yazımızı şu güzel sözle noktalayalım.

“Düşünmekten utanmıyorsan, söylemekten de utanma!”

Tekrar buluşabilmek umuduyla esen kalın.

 

 

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web