REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Büyük Torbalı

REKLAM ALANI

(980x100px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Kertenkele Abdullah

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Kertenkele Abdullah
166 Görüntüleme
29 Ağustos 2010 - 22:23
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

UÇ dört yaslarindayim. Anam, babam ve akrabalarla Amerikan çubugu diki-yoruz tarlaya. Halk arasinda bu çubuk-lara deli çubuk deniliyor.
Bu çubuklar biraz güçlenince, akilli çubuklarla asilaniyor. Ben çukurlar arasinda kosturuyorum, küçük kerten-keleleri yakalamaya çalisiyorum. Tut-tuklarimi kuyrugundan tutup, agzima götürüyorum. Kertenkelenin küçüçük elleri, dilimi gidikliyor. Beni görenler, “çocugun karnina kertenkeleler ka-çacak,” diye bagirirken, anam elinde tasla beni kovaliyor. Kertenkelelerin, bazen kuyrugu elimde kaliyor, yere dü-sünce epeyce yerde debeleniyor. Yalniz hiç birini öldürmüyorum. Iste çocuk psikolojisi, çocuklukta böyle seyler oluyor. Yillar sonra, kitaplarda, Kerten-kele Abdullah’la tanisiyorum. “Yil 1918, Süphan Dagi’nin eteklerinde bir köy. Zor kaçmisti olan bitenden. Dar siginmisti Peltekler’den Ismail’in kö-yüne. Herkeslerin herkeslerden kaçtigi, herkeslerin birbirinin çaresizligine sarildigi yillardi. Karismisti köylünün arasina yasayip gidiyordu iste…. Zararsizdi da Allah için. Agilin bir kösesinde yuvalandigi karanlik siginak, örme duvardaki iki tas arasindaki ince yarik kadardi sanki. Hani kertenkeleler olur ya o araliklarin agzinda… Hani bir ses duyarlar da birden dalarlar yariga. Tam öyle iste. Gizlenerekten yasar gi-derdi. Arada bir gün yüzüne çikar, yü-regi insaf tutanlarin yanina varir, har-manin ucundan tutar, dökebildigi kadar ter döker, iki dilim ekmek yer, sigi-nagina geri dönerdi. Topragin kan kus-tugu zamandi, her bir gayret iccig daha yasamak içindi. Köylünün yaninda ye-ni adi Abdullah’ti… “Allah’in gönder-digi.” Allah’in unuttugu bir delikte ya-sayip gidiyordu iste. Ta ki Pelteklerden Ismail’in sondan üçüncü oglu Memo duvar dibinde Abdullah’i iserken göre-ne kadar. Ismail, egilmis, ferfecir göz-lerini dipten Abdullah’in “It ölüsü” çü-küne dikmis, hinzir hinzir kikirdiyordu. Ziplamasiylan bagira bagira kosmasi bir oldu Ismail’in. “Kosun laaan” diye bagiriyordu Ismail… “Kosun laaan kosun, Abdullah’a bakin, vallah gör-misem onunki kabuklu, onunki kabuk-lu.”
Derler ki Abdullah’in duvarin dibinden agildaki siginagina kaçisi tipki bir ker-tenkelenin kaçisi gibiydi… Az sonra agila taslar yagmaya basladi. Çolugu çocugu, genci yaslisi toplanmis agili tasliyorlar, “Çik ulan gâvur, kim oldu-gunu anladik, çik disari” diye bagiri-yorlardi. Bir süre sonra bagirislar ya-kinlasti, ayak seslerine dönüstü. Agilin kapisi açildi. Ilk giren her daim Abdul-lah’i korumus olan Pelteklerin Ismail oldu, ardindan da öbürleri. Ismail ar-dindakileri durdurdu, bir adim öne atil-di. “Nerdesin lo Abdullah gel ki seni kurtaram, uzat elini”. Ismail’in eli Ab-dullah’in uzattigi ele degdi degmesine ama birden irkilerek geri çekti. Uzattigi kanli bir deri parçasiydi.Ismail ardinda-kilere döndü. “Hadin lan, birakin ga-ribi, çikiyoruz.” Rahat kodular ondan kelli sünnetli Abdullah’i… Dokunma-dilar birelinizde kendimi “Kertenkele Abdullah” gibi hissediyorum, iyi mi? Mazur görün, sürüngenlik iste!”
(Hrant Dink)

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web