Büyük Torbalı

Giden bir kalemin arkasından…

“Ege’nin dağlarında bir başka olur akşamlar.

Yamaçlarına çökünce gecenin ayazı,

Kimseler bilmez onların neler çektiğini.

Benim zeytinim.”

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Giden bir kalemin arkasından…
Atiye Tumuklu( atiyetumuklu@buyuktorbali.com )
96 Görüntüleme
24 Aralık 2016 - 9:16
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

 

 

KENDİSİ meslektaşımdı ama aynı okulda çalışmamız, aile toplantılarında bir araya gelip konuşmamız hiç olmadı. Kısaca kendisini şahsen hiç tanımadım. O da beni tanımazdı elbette.

Kalemlerimiz aynı gün, aynı gazetede kimi zaman karşılıklı olarak bir araya geliyordu. Okurdum, fıkralarla zenginleşmiş, cukuna oturmuş anekdotlarla güçlenmiş, şiirlerle güzelleşen yazılarını. Kimi geçmişin başını okşardı biraz haşincesine. Kimi güncel olaylara ışık tutup, ufaktan, zülfüyârı çekiştirirdi. Yazı sonlarını hep aynı cümleyle. (Tekrar buluşabilmek umuduyla esen kalın.) Gerçek olansa O, görüşü görüşüme yakın, anlatmak istedikleri özümün yazdıklarına benzer bir kalemdi.

Şimdi Torbalı’ların özleyecekleri arasına katıldı.

Okumayan bir toplum olduğumuzu biliyorum “O’nu okuyan, anlayan kaç oldu?” sorusunu sormaya çekinirim. Okumayanlar için gerçek kayıp olduğunu inanarak söylüyorum

O kalem ki, ayazda kalmış bir zeytin ağacının acısın özünde içselleştiren nahif bir doğaseverdi. Bir yazısında her biçim kirlenmeye, tüketmeye, yok oluşa dikkat çekerken gençlere güvenini yinelendi. “Ben size 60 yıllık bir belgesel hazırladım. Bu yazıyı saklayın, bir daha yazan ya olur ya olmaz. Çok dikkat edin, 60 yılda doğamız nereden nereye gelmiş, Bir de 60 yıl sonra nelerin olabileceğini tahmin edin. Gençler tek güvencemiz sizlersiniz .”                                                      Mezhep savaşlarının, etnik savaşlarının, petrol savaşlarının hiç bitmediği ve bitmeyeceği bir coğrafya Ortadoğu bir fıkrayla çok sözcük kullanılmadan ancak böyle anlatılır.

Akrep, Dicle kıyısında kendisini karşıya geçirecek birini bekliyor, kurbağayı görünce yanaşmış, istediğini söylemiş.

Kurbağa “hayır” demiş: “Olmaz, sen akrepsin, beni sokar öldürürsün.”

Akrep, kurbağayı ikna etmiş: “Bak kurbağa kardeş, seni sokarsam, ben de seninle birlikte suya gömülür, boğulurum!”

Kurbağa, akrebin verdiği teminata kanmış, akrebi sırtına almış, başlamış yüzmeye, tam Dicle’nin ortasına gelmişler, akrep akrepliğini yapmış, kurbağayı sokmuş… Kurbağa son nefesinde inlemiş: “Hani söz vermiştin!”

Akrep başını sallamış: “Kusura bakma, burası Ortadoğu!”

Bir başkasında Yıl 1980 sonrası…

Kenan Evren askeri darbeyi gerçekleştirmiş, sıkıyönetim ilan edilmiş, ortalık toz duman… Bir tutuklama furyası, bir cadı avı ki, sormayın gitsin…

İnsanlar sorgusuz sualsiz evlerinden toplanıp stadyumlara dolduruluyorlar. Suçları ne? Önemi yok, sol görüşlü olması yeterli suç… Hele bir de evinde Nazım Hikmet’in şiir kitabı da bulunmuşsa, “yandı gülüm ketenhelva.”

İşte bu tutuklama furyasında polis, Diyarbakır’da bir öğrenci evini basmış, ince ince araştırma yapıyor. Bir ara memurlardan birinin gözü duvardaki Karl Marx resmine ilişiyor:

-Ula bu kimin resmidir?

-Dedemin resmi abi…

Polis sinirle dişlerini sıkmış, öğrencinin ensesine bir şaplak atmış:

-Ula utanmıyor musun, a pezevenk, böyle nur yüzlü, böyle aksakallı bir deden vardır, kalkmışsın komünistlik yapıyorsun…

Güncel olan bir diğerinde turizm ve mülteci olayı kara mizahta bu kadar güzel birleşir.

 

Uçak düşürme krizinden sonra Rusya ile papaz olunca, Ermeni soykırımının tanınmasından sonra Almanya ile limonu olunca, vize serbestîsi konusunda AB ülkeleriyle aramıza kara kedi girince… Turist gelmez oldu.

Pratik zekâya sahip turizmcilerimiz düşünmüşler, taşınmışlar ve çözüm yolunu bulmuşlar: “Turist duası.” Turizm camiasının pek muhterem mensupları toplanmışlar, hep birlikte turist duasına çıkıyorlar.

Kalabalığı gören Bektaşi, yaklaşıp sormuş: “Ağalar bu kalabalık nedir, nereye gidiyorsunuz?”

“Turist duasına gidiyoruz.”

Bektaşi’nin de sinek avlayan bir pansiyonu varmış. Belki faydası olur diye o da katılmış kalabalığa. Önde imam, arkada kalabalık, turist duası yapılacak alana doğru ilerliyorlar. Bektaşi’nin pansiyonu da kalabalığın geçtiği yolun üzerindeymiş. Pansiyonun yanından geçerken Bektaşi bir kömür parçasıyla pansiyonun duvarına bir çarpı işreti çizmiş sonra başını yukarı kaldırmış ve “Allah’ım bu pansiyon da benim ona göre” demiş.

Aklı sıra pansiyona çok turist gelsin diye Allah’tan torpil istiyor…

Sonunda El Fatiha diyerek duasını tamamlar. Kalabalık da ellerini açıp son duasını yapar ve yüzünü sıvazlar. Böylece turist duası tamamlanmış olur. Oda ne? Dua biter bitmez, denizin üzerinde beklenmedik bir görüntü hasıl olur. İrili ufaklı kayıklar, tekneler, derme çatma sallar, şişme botlar, can yelekleri insanlar… Canhıraş bir şekilde sahile, limana doğru yüzmekteler… Herkes bir ohhh çekmiş. “Tamam” demişler. “Bol miktarda turist geliyor.”

Bektaşi de sevinmiş. “Şimdi benim pansiyon da turist dolmuştur.” diye geçirmiş aklından. O sevinç ve merakla koşa koşa pansiyona gelmiş.

Aman Allah’ım! Bir de ne görsün? Pansiyonun önü Suriyeli mülteci kaynıyor. Kadın, erkek, çoluk çocuk bir sürü insan… Kiminin elinde selpak mendil, kiminin elinde su şişesi… Satmaya çalışıyorlar. Bu beklenmedik durumu gören Bektaşi, kafasını yukarı kaldırmış “Allah’ım kabahat sende değil, sana pansiyonun yerini gösterende” demiş.

“Ölümler var; ansız, apansız, zamansız.

Dostluklar var; hesapsız, kaygısız, çıkarsız.

Paylaşmadayken nice yaşanmışlık.”

Ali Haner sadece ailesini eşini dostunu bırakıp gitti. Kaleminden çıkma makale, deneme, fıkra, anlatı, anı türü yazılarını gazetenin arşivine zengin kaynak bıraktı. Bu arşiv sadece ölümü üzerine merak edip biri iki bakan arkası raflarda, bilgisayar belleklerinde kalmamalı. Bir kitap haline getirilip Türk Kültürüne ve Edebiyatına sunulmalıdır. Bu iş Torbalı’nın bu düşün adamına bir teşekkürü değil, görevi olmalıdır.

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web