Büyük Torbalı

“Baglarbasi” ya da “Baglar basi” … (2)

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
“Baglarbasi” ya da “Baglar basi” … (2)
560 Görüntüleme
30 Nisan 2010 - 22:12
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

KONULARIN tümünü izlemek ya da büyük bölümüne dokunmak-dokundurmak mümkün mü?. O zaman ben en önemlisi ile, deginilmesi bizlere en yararli etkiler yapacak olanlara; yavrulara, bebelere, çocuklar ile hayvanlara en olumlu katkilar saglayanlara; onlarin hayatlarina oylumlu katkilar getireceklere yükleniyorum. Biraz da, biz yetiskinlerin “gözünü açacak” olanlarina… “Fakat” diyelim ve baslayalim.

** Fakaaat, su insan denen yaratigin bu dünyada yavru-bebe denen o en masum canlilara reva gördügü acimasizca vahset ve en azindan yasamlarina karsi takindiklari kayitsizlik ile ihmaller, artik iyice boyutlarini büyüttü. Ve böylece bu alanda sinir bozucu bir asagilik yapi olustu. On günlük bir öz bebegin bogularak öldürülmesini düsünmek bile, baskaca insanlara,çok büyük ve asagilikça bir yükün agirligini yüklerken, bunu çok fazla fütur duymadan yapabilmek acaba nasil bir rezilane asagilik durumdur siz varin hesaplayin.. Böyle asagilik bir rezillige, öncelikle belli hastalikli ruhun ürünüdür dedikten sonra, nasil asagilayici bir ceza dilenmelidir ki?.. Ya da böylesine ince egirip sik dokumaya hiç gerek duymadan, bazilarinin rahatlama amaciyla yaptigi gibi, “Su idam cezasi yeniden gelmeli” diyerek bir nara atip söyle bir bosalmak mi gerekir bilemiyorum… Neyse… Ben ikinci gruba giren ve kayitsizlikla, ihmalle öldürülen üç aylik bir bebegi biliyorum… Saklambaç oynarken, 13 üncü kattan düsürülerek öldürülen ve 9 uncu katta tören seyrederken elden kaçirilarak öldürülen birkaçar aylik bebeleri de okuyorum. Tecavüz edilerek öldürülen nice bebeleri ve minik canlari da hep birlikte izliyoruz, ne yazik ki… Gerçekten de can dayanacak gibi degil.. Her an sabrin elden kaçmayacagi gibi degil… Ben bu konuda böyle düsünüyorum. Bilmem siz ne dersiniz?..

** Basbakan R.T.Erdogan’in bazi belli gelismeler karsisinda, sabir düzeni ile sinir sistemi yer yer alarm verir oldu. Bu durumun -bana göre- hizla kontrol altina alinmasi gerekir… Örnegin, medyaya zaman zaman, yagip eserekten vermek istedigi nizamat durumlarinin hiç de hayirhah sonuçlar getirmeyecegini ayrica da vurgulayarak… Çünkü böyle durumlarin giderek sabir ve sinir vaziyetlerini daha da içinden çikilamaz noktalara tasidigi tecrübelerle sabittir… Yani çivi çiviyi sökmemektedir; tam tersine bir yenisini daha çakmaktadir. Ve çivinin nereye çakildigi da pek bilinmemektedir. Basbakan olununca medya ya da PR uzmani olunmamaktadir. Ömer Çelik’in bu yöne dogru biraz daha girisken olmasini, bütün taraflarin yarari için istemek zorundayim… Anlasilmistir herhalde…

** Dokundurmalarimi ve bindirmelerimi görmezden gelerek, hem zibidiliklarini gizlediklerini sananlar, hem de sözde beni unutulmus köselerde tutacaklarina inananlar avuçlarini yalasinlar. Bir ay kadar önce, Persembe Pazari, Hükümet Caddesi girisinde bulunan çerez ve kuru yiyecek sergisindeki küçücük kiz, beni tanidi. Kendisini ilk defa gördügüm gün, “Ben sizi taniyorum; siz köse yazarisiniz” dedi. Naaberrr… Daha 15’inde bile olmayan o çocuk bile beni tanidiktan sonra, siz beni nah unutturabilirsiniz !..

Hele, sapsalliklari fasizmlerini bile kat kat katlayan zibidi bozuntulari; siz, attigim bütün yemlere “Balik’lar misali” daliverdiniz. Fakat bir tarikat misali götürdügünüz o ilkel-kaba örgütlenmeniz biliniz ki kesin olarak, sahane bir rezaleti belirlemektedir… Çünkü; 1) Son yaptigim arastirma çalismalari ile açik ve aleni olarak gördüm ki, Torbali’yi açik bir timarhaneye döndürmüssünüz. 2) Ustelik eseriniz olan bu kent timarhanenizin kalitesinde o kadar büyük düsüklükler ve bozukluklar var ki, birkaç kusak bundan kesinlikle olumsuz olarak etkilenecektir. 3) Bu isler sizin sandiginiz kadar bos kafalar ve yetersiz beyinlerle yapilamaz. Iste böyle gelir bir noktada tikanir. Hem de böyle büyük sehirlesmelerin vermis oldugu büyük avanta(j)lara ragmen… Ne demisler; “sap döner keser döner, bir gün gelir deniz biter”… Yoksa böyle degil miydi dedikleri, nasildi acaba?.. [(Lale Devri bile su yasananlar karsisinda hafif kaldi. O kadar kadro ve israf ile sefahat ve de savurganlik; helal olsun- helal olsun… Hala “en kralindan yalakaliklar, kasnakliklar girla gidiyor”. Her geçen gün taze taze örnekleri de sergileniyor… Bravo yani… Ne asagilik kompleksiymis be…)]

** Bugünün ilk kupürü Hürriyet’ten Mehmet Y. Yilmaz’dan; 26 Nisan 2010 gününden…Sevim yaziya okunacak sekilde yer versin. Siz de, Basbakan yerine Belediye Baskani, Recep Tayyip Erdogan yerine Ramazan Ismail Uygur sözcüklerini koyarak okuyun ve görün bakalim bir fark olacak mi; yadirgayacak misiniz?.. Ben olacagini sanmiyorum. Bu durum kötü mü, iyi mi; karari siz verin… Belki de, “Küçükkene ben bu çocuk Basbakan olacak diyordum” demek zorunda kalacaksiniz.. Belli mi olur bu durumlar, hiç.. Hadi kolay gelsin…

** Ikinci kupür zaten kendini kendi anlatir türünden, bir sey.. Ben suncagizini söylesem, yeter de artar bile…  89 Belediyesi var ya 89 Belediyesi, O Belediyenin zekati bile, sizin alayinizin tüm ibadetlerine bes basar… Öyle degil mi lan çeribasi… [Kupürde bugünkü Ahmetli korulugunu-(Ege Gazetesinden) ve Fotograflarda 13 Mart 1992’de,yani 18 yil önce o çamlarin oraya dikilisini görüyorsunuz.. Yaaa, iste böyle…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web