Büyük Torbalı

Tanidim seni ziplayan-3

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Tanidim seni ziplayan-3
233 Görüntüleme
08 Nisan 2010 - 22:56
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Görüldügü gibi hemen her yer “ziplayan saç” üsüsmesi altindadir.. Kendini-aklini koruyabilen, zapartayi atlatip kurtulmakta; gerisi sapitip saplanmaktadir.. Nereye mi?.. Görecegiz iste… Iyi bakin; iyi okuyun, sizin de olsun.. Ne yani çok zor mu bu?.. Tabii degil.. Hadi o zaman.. Davranin.. Çikalim yola; öncelikle bu gerek.. Lök gibi yayilmakla olamiyor bu isler, çünkü..

            Artik herkes gördü ki, belli iki grup, parti ya da siyaset anlayisi karsilikli cephelesmis durumdadir. Bir de bizler gibi iki yana da yaklasmayan –ve bertaraf olacak- tarafsiz, bitaraf büyük bir kesim… Biz bastan beri diyoruz ki, karsilikli iki tarafta cephelesenlerin saglik durumlari her geçen gün biraz daha bozulmaktadir.. Bunlarla ilgili son örnekler daha bir siklasmistir. Bakin iste su asker tutukla(t)ma furyalarina; hemen ardindan gelen tahliyelere ve yine hemen yakalama emirlerine… Daha onlarcasini sayarim ama, biri bile yeter sanirim. Hani su bir eski kuvvet komutani esinin “mahkeme bizden” diye dile getirdigi tuhaf durum… Yani mahkemeler bile artik, bizden onlardan diye parsellenmektedir. Dolayisiyla bu durum, kaçinilmaz bir gerçek olarak karsimiza çikmistir. Aslinda biraz dikkatli bakinca, bu grup ve partiler yapilarina göre de adlar aliyorlar… Örnegin, bizler gibi tarafsiz takimda oldugunu artik 5 nisan günkü Cumhuriyet  yazisi “Cephelesme” ile açikça ortaya koyan Mümtaz Soysal’in verdigi adlarla, (iktidar tarafi) cumhuriyetin temel nitelikleri ni degistirmek isteyenler; Ikinci Cumhuriyetçi entel tayfa; Güneydogu için özerklik isteyenler’den olusmakta dir. “Cephelesmeyle cumhuriyet karsitlari kazanimlar elde eder, halkoylamasi ve seçim ve de dolayisiyla bu demokrasi, olayi basitlestirmeye yaramaktadir” demek ve demokrasiye karsi çikiyor izlenimi yaratmak, cumhuriyet savunucularina yakismaz diyor Mümtaz Soysal Hoca, bu konudaki muhalefeti tanimlarken… Ayrica Hoca, öyle sonuçlar çikmasin, yani o iktidar cephesi, cumhuriyet karsitlari kazançli çikmasin diyerek, çesitli hukuk kurallariyla oynamak ve hukuk disi manev ralara basvurmak utanç verici durumlar dogurur diyor… Aynen katiliyorum.. “Sövalye ruhlu” davranmayi önermektedir, Mümtaz Hoca… Dogrusu budur, halkin güvenini kazanmak ve iktidari öyle yenmek.. Asil muhalefet böyle olusabilecektir ancak.. Hoca, buradaki “temelsiz muhalefeti” biraz da kizarak söyle gruplandiriyor/adlandiriyor:“Geçmisteki yanlislari asma becerisini gösterebilmis” Cumhuriyet savunuculari; bunlarin cumhuriyetçi halkçi ve de cumhuriyetçi devrimci kollari…

            Görüldügü gibi, R.T.Erdogan savciligini da, D.Baykal avukatligini da akilci saymayan, görmeyen ve bulmayan bir akilci yeni merkez olusmaktadir hizla… Çikis da buraya yönelmeyle bulunabilecektir ancak… (Fakat su son zamanlarda belli bazi gelismeler, muhalefetin bu çekismede birkaç puan öne geçmesini saglamis görünüyor. Van’da bir parti baskani çok ayipli bir isleme tabi tutulmustur. Karsi olmak böyle gösterilmez; onun baska akilci yollari mevcuttur.. Ayrica paket ve hap olarak sunulan Anayasa degisikliginde muhalefet, ilk ve çok geç olarak üç bes puan öne geçmistir… Gecikmenin tek sebebi de tüm üretimin bir kisinin –o da pek yeterli olmayan- aklina takili olarak sürdürülmesidir. Ilk olmasi da ayni sebebin sonucu degil mi ki?..

            Olayi toparlayacak olursak, “Ey iktidar, Anayasa Paketi konusunda samimi olmadigin ortaya çikmistir.. Samimi olsaydin, önce Anayasa degisikliginin içerigini, miktarini, yöntemini ve biçimini tartisir ve muhalefetle bir uzlasma saglar öyle ilerlemeyi denerdin.. Çünkü Anayasa öbür yasalara, hiç ama hiç benzemez bir sihre sahiptir.. Anayasa ile ugrasmak bir iktidarin hem asansörü olur, hem çukurunun kazicisi”… Öte yandan, su askerle, yargiyla kakismalar, giderek islerin iyice sarpa sarmasini getirecek gibi… Bu da sonunda, [tabiri hiç kibarlastirmadan sunayim] esegi kaziga siçirtacak gibi durmaktadir.. Su son 95 Asker tutuklatma furyasiyla ilgili olarak Istanbul Özel Görevli Bassavci Vekilinin sarfettigi sözle re bakar misiniz?.. Bakar da, hala esegi ve kazigi göremezseniz size diyecek sözüm olamaz.. Artik, o malum yargi yürütme polemiklerine; atismalarina; seçilmisler- atanmislar; cumhuriyetçiler- demokrasiciler tartismalarina ve ayrica hesaplasmalar- hinç çikarmalar ve kusatmalar gibi “tehlikeli sulara dogru açilmalara da” belli bir akilciliga ulasarak  artik dur be yahu demenin becerilmesi sartina, geldi dayandi bu is !..

            Evet görüyorsunuz ki, Türkiya dönüsümü biz ne dersek diyelim sürüyor.. Dünya zaten biteviye dönmelere kesmis durumda.. Ister inanin ister inanmayin, bakin isin belli bir ucu, geldi de nerelere dayandi?. (Yalniz yine su bizim “ziplayan saç kivaminda” dokundurmalarimiz olacaktir, ileride.. Tabii baska basliklar altinda.. Çünkü ziplayan saç da yipratilmadan korunmayi hak etmektedir… En azindan ben öyle anliyorum; algiliyorum…

            GELELIM SEYTAN(*) [**] MESELESINE…

            Önce onu vurgulayayim: “Hah söyle; yillarin ustasi bir perüsan pülüç yakaladi, sunu söyle bir sarhos sümügü gibi tavana çaksin da kafamizi bulalim” diyenler avucunu yalar.. Yok öyle; bu köse simdi, kalan son birkaç zamanligina akli basinda Torbali Milleti’nin bir bölümü için ve yalnizca dersane olarak degerlendirilmek üzre, emaneten kullanilmaktadir… Sonra, hayatta herkes hata yapabilir ve maksadini asacak davranislara girisebilir.. Siz, öncelikle yapana degil, onu yaptiran temel etmene bakmalisiniz.. Yani bu vak’ada oldugu gibi, kimler kimi, kim bilir nasil da dolduru dolduruvermislerdir ki?..Degil mi ama?..

            Eveeet, ne diyorum?.. Kisaca toparlayayim.. Gerçekten okur, bu seytan hikayesine, biraz fazlaca önem atfinda bulunmus..Yani biraz fazlaca büyütmüs.. “Her halde papaz diyecekti; sasirdi” diyen de oldu.. “Hadi bakalim, görelim sen ne diyeceksin” diyen de.. Hatta, “Bak sen yazmaya basladin, yerel basina bir kalite gelmeye basliyor” diyen de.. En çok, “Bu isin tadi tuzu yine de ustaligin kivamini yakalamada ”diyen bile çikti… (Ya iste böyle Mehmet Ergün efendi; sen de beni dinlerken, hangi lafimin üstünden atlayacagini, zaten yeterli olmayan gri hücre durumuna yüklemeye kalkmasaydin bu okur kitlesi gibi, civa olurdun civa…Ben Kubi’nin yalancisiyim; öyle iste..)

            Bunlari ve daha ötelerini diyenler çikti da, “Ayi kazurati ile oynamaz usta; sen isini bilirsin” diyen bir Allahin kulu bile çikamadi..Naberrrr…

            Olsun ben yine doldurusa gelmeyeyim;derse geçeyim..

            Bir defa, ben kösemde, hiç de seytanlik falan yapmadim.. Tamamen tespitte bulundum.. Bakin bir hafta öncesi,

bu gazetenin sahibini de,-daha isirikli olarak, TTO ve OSB konularinda- yine tespitlemis idim.. Okur okudu; hatirlayan

bile vardir,hala… Öyleyse bu çocuk(lar) ne diyor?.. Önce hakaret amaciyla ne diyorlarsa, yanlis diyorlar.. Yani, insallah hakaret amaci tasimiyordur, dedikleri. Sonra, bu çocuk(lar), ben bu isi yapmaya basladigim zaman“amino asit” kivamini yasiyorlardi..Düsünebiliyor musunuz?. 23 Haziran 1959.. Ilk haber.. Ankara Ulus.. 6 Nisan 1968 ilk köse yazisi.. Gazete Demokrat Izmir.. Genel Yayan Yönetmeni Attila Ilhan.. Tabii, bunlar o zaman “amino asit” kivaminda… Ya simdi..Ben ne demisim?. “Yaa, dünya bir altüst olusu yasiyor; bakin neler oluyor da garipsenmiyor havalari var.. O arada da bir yerel basin mensubu kardesimizin iki yil kadar önce, yaptigi bir sempatik ataktan örnekleme çikarmisim.. Ne var bunda ki?. Hemen böyle kizacak, bir durum yok ki.. O zaman bu ne demek?. Su demek.. Bizim çocuk(lar) fazlaca doldurulmuslar ve dahi yüklendirilmisler.. Yanlis iste burada basliyor.. Yani, yanlisin tümü sahiplerine ait degil.. Distan eklemeli.. Oysa ki, Ömer Günaydin beni bilir.. Ben bir sey diyeceksem derim; öyle hiç de sakla(n)mam.. Öbür çocugu hiç bilmem; onun da beni bildigini hiç sanmam.. Kendi isini yapmaya çalisan biri olmalidir.. Ama yanlis; ama dogru… Ama demokrat ve de uygarca;ama militanca-fanatikçe…Bilmem etmem.. Yalnizca sunu derim: Ben böyle egzotik hikayelerden anlamam. Kim karanlik çökene kadar dosttur bilmem.. Kim masadir, neyin masasidir;metal mi, ahsap mi, nedir?. Beni kim “masa” ve “seytan” olarak yaninda beslemektedir. Ben kime saldirmaktayim ve kin kusmaktayim?. Kim kime tuzak hazirlamaktadir?. “Ben Seytana” cevap verme zarureti mi dogmustur da;önlenmek istenmekte?. Yani nedir durum?. Ben gerçekten gölgemle kavgali bir sahsiyet miyim?. Gerçekten Allahim’dan ne bulacak oldugum sanilmakta?. Benim ipimi kim çekip duruyor da; o “kösedeki kilkuyruk” birak ipini gitsin diyor?. Su “kilkuyruk’a” açiklik getireyim.. Sözcük bana ait degil; bir okurun.. Yerine oturdu gibi geldi de kullandim.. Yanlis olduysa, özür dilerim, bütün samimiyetimle… Gerçekten… Biz Özhan Canaydin’gillerdeniz.. Bir türlü enayiyiz yani; FB’li Aziz Yildirim’in elini sikariz, iyi oynayinca FB… Ha ben hiç takim tutmam; yalniz kurucu baskani oldugum Torbalispor’dan baska… Degil mi Ibrahim Köseoglu?..

            Bakin nerelere geldik.. O “seytanname” yazisi üzerine “Kasinti Ertan dönüp bakmaz bile” diyenleri de yanilttigimi biliyorum, tipki perüsan pülüç hikayecileri gibi… Tipki, “bos ver çoluk çocukla eylenmeye degmez”ciler gibi..Fakat neyler siniz ki, bu gazetenin her okuru o gazeteyi ve köseyi görmemekte.. Ve bizim de,benim de görevlerimizden biri, o olayin tümünü bütün okurlara ulastirmaktir.. Belki de o yazilanlari dogru ve hakli bulacak bu gazete okuru da daha fazla çikabi lecektir.. Olmayacagi ne malum?.. Iste en temel sebep o olmali böyle bir yazinin, yerel basinda yer almasinin.. (Mehmet Ergün seni üzmek için yazmadim; kendini biraz zorla istedim..Anlamissindir sanirim;benim degmezlerimin ne oldugunu; zaten, isin aslini benden ögrenen birkaç kisiden birisin; bakma sen benim sürekli kendimden söz ettigime; vardir bellice bir kompleks sebepçazi.)Yok öyle hep roman açilimi; az da kipti açilimina gelin bakalim; ey iktidar mensuplari; ey AKP’liler; haden baken yani haydi bakalim; söyle söyle…

 

ÖZEL HASIYE: Kati Atik Bertaraf Tesisinin sonuna kadar destekçisiyim.. Çöpmüs,çöplükmüs;sizin kafanizin içi çöplenmis.. Onun adi Kati Atiktir; tesisi de Bertaraf Tesisidir.. Degil mi oglum Aziz.. Aslanlarim benim; dört (4) kol çengilerim.. Haftaya çok gülecegiz çocuklar, çok.. Torbali Güz Etkinliklerini çagristiracagiz… Hem demokratligi ve fasizmi, hem de militanligi ve fanatizmi hönkürdetecegiz…

           

(*) Ben de okur da, yaziyi kimin yazdigina bakmayiz; ardini aramayiz; gördügümüzle yetiniriz.. Belli bazi iz ve belirtiler olsa bile, o bizi ilgilendirmez.. “Seytan’li” yaziyi burada sunulan kupürdeki kisi, kupürdeki gibi yazmistir, bizlere göre.. Ayrica, ben o yaziyi iki buçuk gün gecikmeyle ögrendim; okurun bu kesiminin dikkati, beni bir hayli sasirtti diyebilirim… Öyle degil mi, okur…

[**] Ancak, uzman psikiyatr dostlar burada seytan kelimesinin neden kullanilmis olabilecegi konusunda, aralarinda görevlendirme yapmis ve bir rapor hazirliyorlarmis… Bana ulasirsa, centilmenligi bozmadan yayimlamayi isterim, diyorum… Yine de söyleyeyim, ben vak’ada o kadar önemli bir vahamet görmemekteyim.. Ama imtiyaz sahibi, ama editör her gencin basina gelebilir böyle vak’alar.. Hele bir de, bazi vak’alarda oldugu gibi bazi köse sahipleri son kullanma tarihleri çok önlere çekilesiye örselenmislerse, daha ne denebilir ki… Zaten okur da görmektedir ki ben, isin daha çok sakadan; masçuktan yapilan taraflarina takilmaktayim…

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Tüm Hakları Saklıdır. Torbalı Web